Hekim, Rus oyun yazarı ve kısa hikaye yazarı Anton Pavloviç Çehov, 29 Ocak 1860’da, Rusya, Taganrog’da dünyaya geldi. Çehov, ‘Realizm’ (gerçekçilik) akımında, tarihte kısa öykü alanında en iyi yazarlar arasında sayılır… Ayrıca, Henrik Ibsen ve August Strindberg ile birlikte, tiyatrodaki erken modernizmin doğuşundaki ‘üç yaratıcı figürden’ birisidir… Bu astrolojik analizde, Çehov’un eserlerinden çok zorlu ve engellerle dolu yaşamına odaklanmak istiyorum; çeşitli krizlerle geçen yaşamı boyunca onu zorlayan ve ‘inciten’ insanlara (ailesi, annesi/babası, kardeşleri ve iş çevresi vb.) ve olaylara verdiği ‘yanıtlar’ bir hayli etkileyici… Özellikle geçmişteki (çocukluk yıllarına) acılarına verdiği yanıt, ‘ailesinde’ öncelikle kendi sorumluluğunu alan, kendi özerkliğini/bağımsızlığını ilan eden ve yaşama gerçekçi bir açıdan yaklaşan ‘bir yetişkin’ edasında…. (Haritadaki 4. evde Kova’da Güneş–Kuzey Ay düğümü kavuşumu var; Ay’ı özgürlüğüne düşkün, kendi isteklerinin peşinde gitme ihtiyacındaki Koç’ta; Merkür, gerçekçi ve temkinli olan Oğlak’ta – İkizler’deki Uranüs ise haritada oldukça baskın). Dahası, Çehov, sadece kendi yaşamının sorumluluğunu alma ve kendi yaşamının ‘otoritesi’ olma (10.evde Aslan’da Satürn mevcut) yolunda oldukça ‘çaba’ sarf etmek zorunda kaldığı bir yola çıkmakla kalmamış, ailesinin ve özellikle ebeveynlerinin, atalarının/köklerinin sebep olduğu zorluklarla uğraşmak zorunda kalmış(Haritada, ‘Ebeveyn’ aksı olan 4.ev/10.ev aksı dolu; Ay düğümleri bu aksta ve hatta Yükselen Yöneticisi olan Venüs 4. evde Balık’ta)… Bu incelemede, sadece Kova burcunun bağımsızlık isteğinden, insancıllığından veya kişilere/olaylara ‘objektif’ veya ‘rasyonel’ bir pencereden bakabilme becerisinden bahsetmek istemiyorum, bunun yanı sıra Çehov’un Yükselen (29 derece Terazi) yöneticisi olan, 4. evde, Balık’taki Venüs’e (yüceldiği yerde ve güçlü) ve sonrasında yine Yükselen’inde etkili olan (1. ev Akrep ile devam ediyor) diğer yöneticiye, yani Akrep’teki Mars’a (kendi yöneticiliğinde ve güçlü) bakabiliriz…

Çehov’un babası Pavel Yegorovich, dindar bir serf (köylü köle) olarak Çehov’u ve kardeşlerini çocuklukları boyunca döver, bunun dışında onu kendi ‘soğuk’ dükkanında Çehov’u bir köle gibi çalıştırır; Çehov’un babası Pavel ayrıca tüm bu dindar görünümünün altında oldukça ‘iki yüzlüdür; insanları devamlı kandırır ve küçük Çehov’un dükkanda çalıştığı zamanlarda kendisi tavernada içer… Çehov, o soğuk dükkanda bir yandan müşterilerle ilgilenir, bir yandan da kendi derslerini tamamlamaya çalışır. Annesi, bu duruma müdahale etmeye çalışır ama başarılı olamaz (Çehov’un haritasında babasını gösteren Satürn Aslan’da ‘zararda’; annesini gösteren Güneş de Kova’da ‘zararda’). 1875’te, Çehov 15 yaşındayken her şey değişir… Babasının borçlarından dolayı ailevi bir çöküş yaşanır. İki ağabeyi evi terk eder, sonrasında babası kaçar ve annesi ise diğer kardeşleriyle birlikte ayrılmak zorunda kalır… Çehov, 16 yaşında yapayalnızdır ve kendi yaşamını idame ettirmelidir… Yaşamını kazanmak için evlere ders vermeye gittiği ve kütüphanede özellikle bir hekim olmak için çalışmaya başladığı bu zamanlarda Çehov inanılmaz bir karar verir… Babasına/annesine ve atalarına ‘bir roman karakteri’ veya kurgusal bir karakter gibi bakar ve onları kendi acıları (serf-köle olan atalarının travmaları üzerinden– 4. ev vurgusu) değerlendirir, onları oldukları gibi anlamaya ve kabullenmeye (Venüs Balık) karar verir… Buradaki merhamet, kabullenicilik duygusu, olaylara/kişilere daha ‘aşkın’ ve üst bir perspektiften anlayabilme becerisi, Çehov’un Balık’taki Venüs’ü ile ilgili… (Neptün de Balık’ta). Tabi ki Akrep’teki Mars da insanları karanlık/gölge yönleriyle derinlemesine anlamaya çalışmak gibi bir özellik veriyor… Çehov’un kendisini gösteren gezegenin, yani Venüs’ün ‘yüceldiği’ bir konumda (Balık’ta) olması, sonrasında 1.evde söz sahibi olan Akrep’teki Mars’ın kendi yöneticiliğinde, güçlü bir konumda olması Çehov’u genel anlamda ailesi ve yaşamı üzerinde etkili ve söz sahibi birisi yapıyor… Çehov, sonrasında 4.ev/10. ev aksı vurgusuna uygun olarak ‘ailesinin reisi’ (bir nevi ebeveyn –baba- figürü) olur ve ailedeki herkesi çekip çevirir; fakat bunu yaparken mottosu şudur: ‘Artık boyun eğmek yok, sürekli ailemin/atalarımın yaptığı gibi el öpmek veya özür dilemek yok, artık şikayet etmek veya insanları suçlamak yok, artık düzensiz yaşamak yok ve zaman kaybetmek yok…” Çehov’un Ay düğümlerinin Aslan-Kova aksında olduğunu düşünürsek, Çehov, kimseye boyun eğmeden (Kova) ve kendi onuruyla-itibariyle (Aslan) yaşamak için yemin eder… Bunu bireysel anlamda yaparken, kendi ailesine de ilham verir (Venüs Balık’ta 4. evde). Bir anlamda, Çehov, bir kurban (Balık’ın gölgesi) gibi davranmayı bırakır ve içinde bulunduğu koşulların üstüne çıkacak bir vizyonu benimseyerek, aslında ‘içsel’ ve kimsenin onun elinden alamayacağı ‘nihai’ bir özgürlük duygusuna erişir…
Çehov, 1890’da, Rus mahkumların kaldığı ‘Sahalin adasına’ gider. Burada üç ay boyunca binlerce azılı mahkumla ve oradaki yerleşimci nüfus ile görüşmeler yapar. Burada şahit olduğu olaylar onu dehşet düşürür. Şunu yazar: “Öyle anlar vardı ki insanın alçalmasının en uç sınırlarını gördüğümü hissettim”. Burası kesinlikle cehennemin en alt basamağıdır ve onu derinden etkiler… (Burada Çehov’un Akrep’teki Mars’ının tezahürünü görürüz – Toplum dışına itilmiş, ‘karanlık’ ve kötü kabul edilen bir grubu araştırır). Çehov, sonrasında gözlemlerine dayanarak ‘Sahalin Adası’ adlı bir kitap yazar ve buradaki mahkumların daha insani bir muameleyi hak ettiği yönündeki önermeleri, devletin burada bazı reformlar (Kova) yapmasına yol açar… Çehov’un yaşamında en dikkat çeken unsurlar, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen (ailesinin ona yaptığı haksızlıklar/onların neden olduğu acılar vb.), öncelikle bu koşulların ‘kurbanı’ olduğunu reddetmek (Başkaldırı – Geleneksel olana ‘farklı ve objektif’ bir şekilde bakabilmek – KOVA ) sonrasında ise ona içsel bir özgürlük ve özerklik duygusu getiren bir kabullenicilik (olumlu-olumsuz yönleriyle insanları anlamak), merhamet (Balık) ve cömertlik (Aslan). Çehov, olumsuza/kötüye sürekli tepki vermenin ve insanların bize yaptıklarını ‘kişisel’ algılamanın gereksizliğini çok erken yaşlarda anlamış birisi… Yıllar sonra arkadaşına yazdığı bir mektupta Çehov şöyle der: “Yaz arkadaşım, bu insan damarlarındaki köleliği damla damla dışarıya nasıl akıttı, öyle ki akan bu kan artık bir kölenin değil, gerçek bir insanın kanıdır…”
Gözde Kara©
@astrolog_gozdekara.
Kaynaklar:
*Astroloji Dersleri, Barış İlhan
*The Laws of Human Nature, Robert Greene