21 Haziran’da 09:42’de Yengeç’in “0” derecesinde Halkalı bir Güneş Tutulması gerçekleşiyor. Tutulma, Güneş’in Yengeç burcuna geçtiği ve Güneş’in ışığının doruğa ulaştığı Yaz Soltistiyle (Gündönümü) birleşiyor. Soltistle birlikte yeni bir mevsim başlıyor. Burcun “0” derecesi ise “kritik” bir derece, o burcun özelliklerinin en saf haliyle gösterildiği bir derece. Bu açıdan henüz aşina olmadığımız bir alana girmiş gibiyiz. Yeni adım attığımız bu bölgede daha önümüzde keşfedeceğimiz ve öğreneceğimiz çok şey var. Öncü bir su burcu olan Yengeç, iç dünya, duygusal ihtiyaçlar, duygusal bağımlılıklar, geçmiş, anılar, çocukluk koşullanmaları, ev/aile/ebeveynler gibi konuları önümüze getirecek. Bizi duygusal anlamda koruduğuna ve beslediğine inandığımız güvenlik yapılarını (bu aile gibi gördüğümüz insanlar da olabilir) ve duvarları şöyle bir sarsıp bize “kabuğundan çık” diyecek. Bu süreçte savunmasız kalma korkusuyla daha da geri çekilebilir ve bu güvenlik yapılarına daha da yapışabiliriz. Burada önemli Yengeç’in temasına uygun olarak, hazırlıksız olduğumuz konularda dış dünyaya çıkıp kendimizi sudan çıkmış balık gibi hissetmekten ziyade, öncelikle kendi iç dünyamızı keşfetmek ve kendi “duygusal ihtiyaçlarımızı” tespit etmek üzere hareket etmek. Bunun anlamı bazı durumlarda hiç kimseden beklemeden, kendi duygularımıza sahip çıkarak “kendimize ebeveynlik yapma” sorumluluğunu üstlenmemiz gerektiği anlamına gelebilir. Öncelikle içsel bir güvenlik duygusu kazanmamız ve güç toplamamız gerekiyor.
Tutulmada Balık’taki Mars burçdışı olarak tutulmaya kare açı, Kova’daki Satürn ise 150’lik (Inconjunct) açı yapıyor. Ayrıca Mars, Oğlak’ta geri hareketteki Jüpiter-Pluto kavuşumuna altmışlık açı yapıyor. Yaşamımızda “bilinçdışı” olarak uzun süredir devam eden bir gerilimin ve huzursuzluğun çözüme ulaştırılması veya iyileştirilmesi için su yüzüne çıkması söz konusu olabilir. Bu durum bizi şoke eden dışsal bir olay şeklinde karşımıza çıkıp, o konuları iyice görünür kılabilir. Geçmişten getirdiğimiz bu konuları, kökten halletmek ve çözmek üzere hareket etmemiz gerekebilir. Bu deneyimler iyileşmek, yenilenmek ve ruhsal anlamda güçlenmek için gerekli olan süreçlerdir. Tıpkı bir Yengeç gibi, kendimizi yan yan yürürken bulabiliriz. Bir ayağımız bir yöne gitmek isterken, diğer ayağımız farklı bir yöne gitmek isteyebilir. Hareketlerimiz direkt olmaktan çok, dolaylı ve duygusal anlamda “gelgitli” olabilir. Bu kenardan yürüyüş ise, yeni başladığımız her konuda çevreyi iyice değerlendirerek, hesaplanmış riskler alarak ve tedbirli bir şekilde ilerlememiz konusunda bize yardımcı olabilir…
Gözde Kara