Haftaya 21 Eylül’de 28 derece Balık’ta gerçekleşecek Dolunay ile başlıyoruz; aynı gün Terazi’deki Merkür ile Kova’da gerileyen Jüpiter arasındaki üçgen açı da etkinleşiyor. Merkür, hem Dolunay’da Başak’taki Güneş’in düzenleyicisi olması bakımından hem de bu hafta yaptığı açılarla oldukça etkili. Dolunay’da iki düzenleyicinin (Güneş’in Merkür/ Ay’ın Jüpiter) yaptığı bu uyumlu açı, bizim kendimizle veya dünyayla kurduğumuz her tür bağlantıyı/iletişimi, geliştirmeyi ve iyileştirmeyi hedefleyeceğimizi gösteriyor. Ayrıca bu açı, ulaşımda, ticarette, anlaşmalarda ve eğitim/öğretim süreçlerinde kolaylıklara işaret ediyor. Kolay anlaşmak, uyum sağlamak, moral/destek veren konuşmalarda bulunmak, iletişim becerilerini iyiye kullanmak, yeni şeyler öğrenmeye/deneyime açık olmak ve geniş bir bakış açısıyla problemleri tüm yönleriyle değerlendirebilmek söz konusu. Balık’taki Dolunay’da, Ay’ın hemen yanında Neptün de (modern düzenleyici) olduğundan, olayların gidişatına aşırı derecede müdahale etmeye çalışmak veya ‘zorlayıcı’ olmaktan ziyade, akışta kalmak ve yaşamın önümüze getirdiklerine göre kararlarımızı/davranışlarımızı şekillendirmek, yani ‘esnek’ olmak oldukça önemli. Katı yargılarla değil de, merhamet ve kabullenicilik ile hareket edersek yolumuzu daha kolay bulabiliriz. Bu Dolunay, 7 Eylül’de Başak’ta gerçekleşen Yeniay’da başlattığımız şeylere ayna tutacak. Yeniay’da, Terazi’deki Merkür’ün Kova’daki Satürn ile olan üçgen açısı dikkat çekiyordu, dolayısıyla yaklaşık iki hafta önce verdiğimiz kararların ve yaptığımız seçimlerin sonuçlarıyla yüzleştiğimiz bir Dolunay bizi bekliyor. Aldığımız sonuçlara göre gerekli düzenlemeleri yaparken de, eskinin derslerini aklımızda tutup, değişime ve yenilenmeye açık olmamız gerekiyor.
Dolunay’da Oğlak’ta gerileyen Pluto’nun etkisi de fazla. Balık’taki Ay, Pluto’ya altmışlık; Başak’taki Güneş ise üçgen açı yapıyor. Dolunay’dan bir gün sonra ise, 22 Eylül’de Merkür ile Pluto arasındaki kare açı kesinleşiyor. Merkür-Pluto karesi, iletişimi ve bilgiyi ‘doğru ve yerinde’ kullanmak konusunda bizi zorlayacak. Bu kare, saplantılı/korku dolu düşüncelere, obsesyona, iletişimde krizlere ve manipülasyona işaret eder. Şimdiye kadar dillendirmekten en çok korktuğunuz ve bastırdığınız şeyler (duygular/düşünceler vb.) öyle ya da böyle teker teker su yüzüne çıkar. İçsel olarak sizde krize/öfkeye neden olan şeyler, dışsal olayların da müdahalesiyle, çözülmek ve iyileştirilmek üzere masaya yatırılır. Bu süreç, ‘çürümüş’ ve artık zararlı hale gelmiş şeyleri dışarı atmakla ilgilidir ve can yakıcı olabilir. Dolunay’ın Pluto’yla olan uyumlu açısı (Merkür-Jüpiter üçgenini unutmayalım), bu etkiyi nispeten yumuşatarak, bazı konular hakkında derinlemesine bir anlayış kazanmak, aklımızdaki bazı sorularla ilgili net cevaplar almak ve en önemlisi ‘gerçekleri’ olduğu gibi görmek konusunda bize yardımcı olabilir. Düşüncelerimizde dönüşüm ve zihinsel bir yenilenme yaşayabiliriz. Algılarımızı/düşüncelerimizi netleştirecek ve bizi yeni kararlar/tedbirler almaya itecek haberleri/ bilgileri bu dönemde alabiliriz.
22 Eylül’de, Mars’tan sonra (15 Eylül’de Terazi’ye geçmişti) Güneş ‘düşük’ konumda olduğu Terazi burcuna geçecek. Varlığımızı, isteklerimizi ve yaşam gücünü gösteren Güneş’in bu konuma geçmesiyle, odağımız ‘öteki insana’ çevrilecek; yani karşımızdakini anlamaya çalışmak, uyum, barış, uzlaşmak, yaşamdaki alma-verme dengesini sağlamak ve adalet gibi temalar önem kazanacak. Kendi yaşam Terazi’mize bakıp, olanları bitenleri tartıp biçtiğimiz, ölçünün kaçtığı yerleri belirlediğimiz ve hem kendimiz hem de başkaları adına adaleti/eşitliği gözettiğimiz bir döneme gireceğiz. Güneş’in ve Mars’ın düzenleyicisi Venüs Akrep’te ilerlediğinden (7 Ekim’e kadar Akrep’te), Terazi’nin hak-hukuk saplantısının tezahürü, daha çok ne olursa olsun ‘adalet’ peşinde veya Terazi’yi eşitleme çabasındaki bir ‘intikam’ duygusu şeklinde olabilir. Başkalarıyla aşırı meşgul olmak, sınırların olmadığı/kaynaşık ilişkiler, bu ilişkilerde yaşanabilecek parasal veya ruhsal krizler, kontrol arzusu, manipülasyon ve güç oyunları gibi temalar gündeme gelebilir. Akrep’teki Venüs, 17 Eylül’de Kova’daki Satürn’e kare açı yapmıştı; 23 Eylül’de ise Boğa’daki Uranüs ile karşıtlık açısını kesinleştirecek. Satürn’ün katı, baskıcı ve kısıtlayıcı enerjisi kendisini, yaşam zevkinin/tutkunun azalması, finansal dar boğazlar, özel/profesyonel ilişkilerdeki sorumlulukların artması, yalnızlık hissi ve karamsarlık şeklinde gösteriyor. Uranüs prensibi ise ‘özgürleşmekle’ ilgili ve eğer yaşamımızda öncesinde ufak da olsa değişiklikler veya hazırlıklar yapmadıysak, bu ‘özgürleşme/özgürleştirme’ deneyimini, şimşek gibi ve bizi bir şeyden aniden kopartan bir tarzda hissedebiliriz. Venüs’ün bu gerilimli açıları, uyumu/barışı bozsa da, bireysel olarak ve tek başına sorumluluk almamız gereken yerlere dikkat çekebilir. Başkalarının yükünü taşımadan, sadece kendi yükümlülüklerimizi yerine getirmemiz ve sınırlarımızı çizmemiz için gereken uyarıları verebilir. 26 Eylül’de ise Terazi’deki Mars ile Kova’daki Satürn arasındaki üçgen açı kesinleşecek. Bu uyumlu açı, sağduyulu, gerçekçi ve doğru adımlar atmamızı kolaylaştırabilir. Dolayısıyla eylemlerimizin sonuçları da sağlam ve kalıcı olabilir. Mars-Satürn üçgeni, biraz zor da olsa bizde ‘doğru’ olanı yapma veya birçok anlamda çıtamızı yükseltme arzusu uyandırabilir. Bu açı, hem hedeflerimize giden yolda ihtiyacımız olan azmi, disiplini ve kararlılığı veriyor hem de sıkı çalışmanın ve sabrın karşılığını alabileceğimize işaret ediyor…
Gözde Kara (c)
@astrolog_gozdekara