POP ART’IN BABASI – ANDY WARHOL

“Derler ki zaman her şeyi değiştirir, aslında yaşamı sen kendin değiştirmek zorundasın…” – Andy Warhol

Dünyaca ünlü bir dergi ve reklam illüstratörü olan Andy Warhol 1960’lardaki ‘Pop art’ (Popüler Sanat)akımının öncüsü. Sadece reklam çalışmalarıyla kalmadı, performans sanatları, film yönetmenliği, yazı ve müzik prodüktörlüğü gibi birçok alana el attı. Tüketim toplumuna tüketilebilir sanat eserleri sunması, onu diğer sanat akımlarından ayırdı dolayısıyla yaptıklarını alkışa boğanlar da oldu, yerden yere vuranlar da… “Herkes bir gün 15 dakikalığına ünlü olacaktır” sözünün sahibi Andy Warhol, 6 Ağustos 1928’de Pennsylvania, Amerika’da doğdu.  Yükselen’i ve 4 gezegeni (birisi Yükselen yöneticisi olmak üzere) Aslan burcunda. Aslan arketipine uygun olarak Warhol, hayatı boyunca, yaşamın merkezinde olmayı, parlamayı, başkaları tarafından görülmeyi, takdir edilmeyi, alkışlanmayı ve bir ‘Kral’ gibi yönetmeyi sevmiş.  Aslan burcunun, kendini yaratıcı kanallarla ifade etme özelliğine, yani ‘yaratıcılığına’ uygun birçok sanat dalıyla da bahsettiğim gibi ilgilenmiş. Haritada Warhol’u temsil eden ‘Güneş’, Yükselen’in hemen üzerinde Aslan’da, kendi yöneticiliğinde tüm gücüyle parlıyor.  Aslan mevsiminde olduğumuzdan öncelikle bu arketipe uygun bir ünlü seçmek istedim fakat bu analizi, ‘gerçek’ bir harita analizi yapmaktan, yani gezegenlerin burç/ev konumlarını, açıları veya Köşe Noktalarını yorumlamaktan çok, Sabian sembolleri üzerinden yapacağım.  Haritaya bütünsel bakıldığından, bu yorum Warhol’un tüm kişiliğine/yaşamına dair derin ve kapsamlı bir analiz olamaz. Burada öncelikle – Yükselen-Güneş-Ay olmak üzere – diğer bazı gezegenlerin de derecelerine denk gelen sembollere bakarak Warhol’a dair bazı önemli göstergeler yakalayabiliriz.

 

 

Warhol’un Yükselen’i Aslan ve Yükselen yöneticisi Güneş de tam Yükselen’in üzerinde duruyor. Güneş haritada Warhol’un kendisini yönettiğinden, bu dereceye denk gelen Sabian sembolü oldukça önemli. Güneş, haritada isteklerimizi, kimliğimizi, egomuzu, varoluş amacımızı, canlılığımızı ve bilinçli yönümüzü temsil eder. Güneş’in Sabian sembolü, “Melek gibi, bir insan ruhu fısıldıyor ve görünmek istiyor” şeklinde.  Yükselen’in tam üzerinde, üstelik Aslan’daki bir Güneş’in isteği ve amacı görülmek, onaylanmak ve takdir edilmektir. Sabian sembolü de buna uygun olarak, sesini duyurmak ve fark edilmek isteyen birisinden bahseder. Bu sembol, yaratıcılığa ve ilhama kanal olan bir araç gibidir. İstekleri ve niyetleri tezahür ettirecek güçlü bir irade söz konusudur. Warhol’un güçlü ve ne istediğini bilen egosu (Güneş), kendisini ‘gösterecek’ ve ifade edecek birçok sanat dalına el atmasıyla ve her ne yaparsa yapsın, her birine ‘kendi imzasını’ atmasıyla görülüyor.

Warhol’un Yükselen derecesinin Sabian sembol cümlesi ise, “İnsanlarla dolu bir caddede tören ilerliyor” şeklinde. Bu sembol, egosantrik gösterilere, gürültüye, gösteriş merakına, kendini sergilemeye, gurura, kendini beğenmişliğe, takipçisi çok olan bir lidere ve popülerliğe işaret ediyor.  Yükselen burç, sosyal maskemizi ve yaşama yaklaşımımızı temsil eder. Warhol, (Aslan arketipinin gölgesi olarak da düşünebiliriz) kendini beğenmiş, bencil ve başkalarına duyarsız bir kişi olarak bilinirmiş. Ölümünden sonra yapılan araştırmalarda da, ‘narsistik’ bir stili olduğunu yazanlar var. Öncüsü olduğu Pop art, yani ‘popüler sanat’, çorba kutuları, kola kutuları, elektrikli süpürgeler gibi seri üretim ticari eşyaları temel alan çizimlerdi.  Bu günlük tüketici ürünlerin sergilendiği çalışmalar, Warhol’a hem olağanüstü bir ‘popülerlik’ getirdi hem de sanat dünyasında büyük bir yankı uyandırdı.  Warhol, ayrıca Marilyn Monroe, Elizabeth Taylor ve Mick Jagger gibi popüler figürlerin – serigrafi tekniğini kullanarak – canlı ve parlak renklerle gösterişli portrelerini yaptı.

 

Koç’taki Ay’ın Sabian sembolü şu şekilde: “Bir adam ve kadına doğru kıvrılan bir yılan” Ay burcu, duygusal ihtiyaçları, çocukluk döneminden gelen şartlanmaları, beslenmeyi, bilinçdışı reaksiyonları, aidiyet ve güvence duygusunu gösterir. Sembol ise, toplum tarafından kabul edilmeyen/değer görmeyen bilgiye veya çalışmalara,  bireyleşmeye, isyana, kendi alanını belirlemeye, bedeninden nefret etmeye, büyülemeye ve başkalarını etkisi altına almaya işaret ediyor. Warhol, geleneksel olandan ve ana akımdan ayrılma ve farklı olma (Uranüs etkisi – avangart) ihtiyacında olmuş. Ürettikleri sanat çevrelerince, geçici ve ucuz olarak değerlendirilmiş. 1963 yılında ise gerçekten kendi alanını belirlediği, ‘Fabrika’ adında bir stüdyo açtı. Burası kısa sürede dönemin sosyetesinin ve sanat camiasının uğrak yeri oldu.  Warhol, bu sembole uygun olarak birçok kişi için şöhrete ve güzel yaşama açılan ‘büyülü’ bir kapı gibiydi.

Haritada Güneş’in yanısıra, 1. Evdeki Venüs ve Neptün kavuşumu da Warhol’un personasına (maskesine) ve fiziksel görünüşüne atfettiği değerin önemli birer parçası. Bu kavuşum, sanatsal ilhama, vizyona ve yaratıcılığa işaret ediyor. Ayrıca Warhol’a sevgide/iştahta sınırsızlık, doyumsuzluk, sahte parlaklık (Neptün) ve aldatıcılık gibi özellikler de veriyor. 1. Evdeki Neptün, yüzeyde dünyanın görmek istediği yüzü gösterir;  birey olarak sınırlarını bilmez ve kendini/etrafındakileri kandırma eğilimindedir. Warhol’un Aslan’daki Venüs’ünün Sabian sembolü cümlesi, “Spiritüel aydınlanmaya odaklanmış bir adam vücudunu yok sayıyor” şeklinde. Haritada iştahı, güzelliği, estetiği, uyumu, dünyayla/insanlarla nasıl ilişki kurduğumuzu, neye değer verdiğimizi ve özdeğer duygumuzu Venüs temsil eder. Venüs’ün sembolü ise, beslenme bozukluklarına, fiziksel/duygusal ihtiyaçların ihmaline, kendini açlığa terk etmeye veya çok yemeye, beslenmeyle ilgili takıntılara ve genel anlamda takıntıların yol açtığı dengesizliklere işaret ediyor. Warhol, Yükselen’deki Venüs’e uygun olarak, fiziksel görünüşüne ve özellikle zayıflığa takıntılı biriymiş. ‘Dismorfik Beden Bozukluğu’ yaşadığından, bedensel kusurlarını (bu kusurlar hayali de olabilir – Neptün etkisi) aşırı kafaya takar ve çirkin olduğunu düşünürmüş.  Abur cubur yemeyi (tatlı, şeker ve hamburger vb) çok sevdiğinden, kilo almamak için öğün atlar ve zayıflığını korumak için uzun süre aç kalırmış.

1.evdeki Neptün’ün Sabian sembolü cümlesi ise, “Okyanustan çıkan bir denizkızı insan formunda tekrar doğmaya hazır” şeklinde. Sembol, dönüşüme, yeniden doğuma, kendini kalabalıktan farklı hissetmeye, başkalarını etkileme/onaylanma isteğine, bacaklar/ayaklar ilgili problemlere işaret ediyor.  Warhol, bedenini (Yükselen) bir hayli etkileyen hastalıklar geçirmiş. 8 yaşında, yüzü, bacakları ve elleri etkileyen ve hareket bozukluğuna yol açan ‘Sydenham Koresi’ hastalığına yakalanmış. Dolayısıyla uzun süre yatalak kalmış ve yürüyememiş.  Sembolün çağrışımında, denizkızının ‘bir insan’ olarak yürüyebilmesi için, kendini ifade etmeyi ve yeniden doğması içinse, ‘yaratmayı’ öğrenmesi gerekiyor; Warhol da, 8 yaşından itibaren annesinin yardımıyla yatakta resimler yapmaya başlıyor. Warhol, sanatının ve kişiliğinin parıltısına ve gösterişliliğine rağmen, renksiz (genellikle siyah) ve sade giyinen bir adam.  Gümüş renginde perukları ve siyah gözlükleriyle, bu renksizliğini de aslında, ‘bir marka’ veya üniforma gibi üstünde taşımış. 1. Evdeki Neptün, fiziksel canlılığı ve özellikle beden algısını azaltan bir etkiye sahip. Warhol, illüzyon/yanılsama yaratmayı ve kusurlarını örtmeyi de çok sevdiğinden bunu soranlara, “Çirkin görünmektense, her zaman sadeliği tercih ederim” demiş…

 

Yazan: Gözde Kara

 

Kaynaklar:

*Bockris, V. The Life and Death of Andy Warhol. 1989

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*https://www.biography.com/artist/andy-warhol

* https://sabiansymbols.com/